Seminere fen ve fizik alanında eğitim gören öğrenciler ile akademisyenler yoğun ilgi gösterirken, sunumda modern katıhal fiziğinin en önemli çalışma alanlarından biri olan hesaplamalı süperiletkenlik konusu kapsamlı biçimde ele alındı. Prof. Dr. Cihan PARLAK, özellikle kuantum mekaniği tabanlı hesaplama yöntemlerinin günümüz malzeme bilimi çalışmalarındaki önemine dikkat çekerek, süperiletken malzemelerin fiziksel özelliklerinin bilgisayar destekli teorik yöntemlerle nasıl hesaplandığını örnekler üzerinden anlattı.
Sunumun odak noktasını oluşturan “Yoğunluk Fonksiyonel Teorisi (Density Functional Theory-DFT)” hakkında detaylı bilgiler paylaşan PARLAK, bu teorinin modern fizik ve kimya çalışmalarında devrim niteliğinde bir yaklaşım sunduğunu ifade etti. Elektronların karmaşık davranışlarını çözebilmek amacıyla geliştirilen bu yöntemin, atomik ve elektronik yapı hesaplamalarında dünya genelinde yaygın olarak kullanıldığını belirten PARLAK, teorinin temellerinin 1964 yılında Nobel ödüllü fizikçi Walter Kohn tarafından ortaya konulduğunu vurguladı.
🏅 Nobel Ödüllü Bilimsel Yaklaşımın Modern Teknolojilere Katkısı
Prof. Dr. Cihan PARLAK konuşmasında, Walter Kohn’un geliştirdiği Yoğunluk Fonksiyonel Teorisi sayesinde malzemelerin elektronik yapılarının daha düşük maliyet ve yüksek doğrulukla hesaplanabildiğini belirterek, bu yaklaşımın bilim dünyasında büyük bir dönüşüm oluşturduğunu söyledi. PARLAK, Walter Kohn’un bu çalışmaları nedeniyle 1998 yılında John Pople ile birlikte Nobel Kimya Ödülü’ne layık görüldüğünü ifade etti. Nobel ödülünün yalnızca teorik bir başarıyı değil, aynı zamanda teknolojik gelişmelerin temelini oluşturan bilimsel düşüncenin gücünü temsil ettiğini dile getirdi.
Hesaplamalı süperiletkenlik çalışmalarının günümüzde enerji teknolojileri, kuantum bilgisayarlar, manyetik sistemler ve ileri malzeme üretimi açısından büyük önem taşıdığına dikkat çeken PARLAK, teorik fiziğin artık yalnızca soyut hesaplamalardan ibaret olmadığını; doğrudan teknolojik gelişmelere yön veren stratejik bir alan haline geldiğini belirtti. Süperiletken malzemelerin sıfır elektrik direnci göstermesi ve enerji kaybını minimuma indirmesi nedeniyle geleceğin teknolojilerinde kritik rol üstleneceğini vurgulayan PARLAK, bu alandaki hesaplamalı çalışmaların yeni nesil malzemelerin keşfinde önemli katkılar sunduğunu ifade etti.
🌿 Bolu, Üniversitemiz ve İzzet Baysal Vurgusu
Kendisi de bir Bolulu olan Prof. Dr. Cihan PARLAK, seminerin ilerleyen bölümünde Bolu’nun bilimsel, kültürel ve sosyal gelişimine de değindi. Bolu’nun doğal güzellikleri kadar eğitim ve bilim alanındaki gelişimiyle de dikkat çeken bir şehir olduğunu ifade eden PARLAK, özellikle Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nin bölgenin akademik gelişiminde üstlendiği role vurgu yaptı.
Konuşmasında üniversitemizin kuruluş sürecine de değinen PARLAK, eğitim gönüllüsü merhum İzzet BAYSAL’ın Bolu’ya kazandırdığı eğitim yatırımlarının Türkiye’de örnek gösterilen bir model oluşturduğunu belirtti. İzzet BAYSAL’ın yalnızca binalar yaptıran bir hayırsever olmadığını; eğitime, bilime ve gençliğe duyduğu inançla bir şehir kültürü inşa ettiğini ifade eden PARLAK, bugün üniversitemizin sahip olduğu akademik atmosferin temelinde bu vizyonun bulunduğunu söyledi.
🎓 Öğrencilerden Seminere Yoğun İlgi
Prof. Dr. Cihan PARLAK, genç araştırmacıların bilimsel üretime yönelmesinde etik değerlerin, akademik disiplinin ve etkili sunum becerilerinin büyük önem taşıdığını belirterek öğrencilerle deneyimlerini paylaştı. Sunum sonunda öğrenciler ve katılımcılar tarafından yöneltilen soruları yanıtlayan PARLAK’a, programın anısına plaket takdim edildi. Etkinlik, toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.