Üniversitemizin Fen-Edebiyat Fakültesi bünyesinde Arkeoloji Bölümü kurulması teklifi, Yükseköğretim Yürütme Kurulu’nun 03/09/2008 tarihli toplantısında incelenmiş ve bölüm 2547 sayılı Kanun’un 2880 Sayılı Kanun’la değişik 7/d-2 maddesi uyarınca 2008 yılında kurulmuştur.

Bölümün Amacı

Arkeoloji, geçmişi bilmek ve geleceğe katkıda bulunmak amacıyla uygarlıkların gelişim süreçlerini insanların ve toplumların sosyo-kültürel yapıları, ekonomileri, inançları, teknolojileri ile toplumların birbirleriyle ilişkileri gibi pek çok konu çerçevesinde araştıran bir bilim dalıdır. Arkeoloji bilim dalında araştırma, insan eliyle üretilmiş her türlü –yazılı veya yazısız- maddi kültür kanıtı (bina, heykel, seramik, mezar, fresk, sikke vb. gibi) dikkate alınarak yapılır. Arkeoloji biliminin araştırma malzemesi olan bu objeler zamanla toprak veya su altında kalmışlardır. Bir eserin çıkarılma işlemi sadece bir kere yapılabilir, laboratuvar araştırmalarında olduğu gibi işlemi tekrarlama şansı yoktur. Arkeolojinin amacı sadece geçmişe ait bir şeyler bulmak değil, bunlar aracılığı ile geçmişi anlamaktır. Bu yüzden de, tüm kültür varlıklarının bilimsel yöntemlerle, zarar verilmeden, en iyi şekilde belgelenerek, başka bir deyişle tarihi tahrip etmeksizin ortaya çıkarılması da yine arkeologların görevleri arasındadır. Bu, çok iyi eski eser bilgisi ve kazı tecrübesi gerektirmektedir. Bunların yanı sıra geçmişi açıklayan bu eserlerin günümüz toplumlarına en iyi şekilde tanıtılması ve uzman olmayan kişilerin dahi anlayabilecekleri şekilde açıklanarak sergilenmesi gerekmektedir.

Ülkemizin ve yakın çevresinin, Paleolitik Çağdan itibaren günümüze kadar kesintisiz ve yoğun bir şekilde yerleşildiği ve dünya tarihinde öne çıkan pek çok uygarlığa ev sahipliği yaptığı bilinmektedir. Topraklarımızda gelişen uygarlıklar, pek çok uygarlığı da siyasi, kültürel, ekonomik, teknolojik bakımlardan etkilemişlerdir. Bu yüzden de günümüz toplumlarının oldukça ilgisini çekmektedirler. Arkeoloji bilimi kapsamına giren alan oldukça geniştir ve süreç de oldukça uzundur. Bu süreç içerisinde ülkemizde pek çok yer iskan edilmiştir. Gelişen ülkemizde bugün imar faaliyetleri bir zorunluluktur. Bununla birlikte dünya kültür mirasını koruma sorumluluğumuz da vardır. Ayrıca insanlar geçmişi bilme arzusundadırlar. Bu nedenlerle arkeolojik malzeme açısından çok zengin olan ülkemizde arkeolojik araştırmalara ivedilikle ihtiyaç vardır.

Bolu bölgesi gerek antik kaynaklardan edinilen bilgilerden gerekse kurtarma kazılarından ele geçen ve satın alma yolu ile müzeye gelen eserlerden ve ayrıca çevre halkın bildirimlerinden anlaşıldığı üzere arkeolojik açıdan araştırılmaya değerdir. Yakın tarihlerde şehir merkezinde kitabesi ile birlikte ortaya çıkarılan MS 2. yüzyıla tarihlenen stadyum, Roma caddesi ve nekropol alanları daha önce de tahmin edildiği gibi Bolu’nun Klaudiupolis antik kenti üzerinde kurulduğunu göstermektedir.

Bolu’da bulunmuş bugünkü verilere göre bilinen en eski buluntu Eski Tunç Çağına (MÖ 3000) ait, bugün Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenen bir kaptır. Ayrıca Gerede İlçesi Ümitköyü çevresinde Eski ve Orta Tunç Evrelerine ait yerleşim izlerine rastlanmıştır. Bundan başka yörede Phryg, Lydia, Pers, Galat, Grek, Bithynia ve Roma medeniyetleri ile ilişkilendirilen buluntular ele geçmiştir. Bunlar bölgenin arkeolojik önemini göstermektedirler. Tarihsel süreç içerisinde doğudan batıya, batıdan doğuya boğazlar üzerinden değişik zamanlarda büyük göçler yaşandığı, bu yüzden bu bölgelerin sürekli iskan edildiği ve kültürler arasında karşılıklı olarak büyük etkileşimler yaşandığı bilinmektedir. Marmara ve Batı Karadeniz bölgeleri bu açıdan arkeoloji bilimi için oldukça önemli coğrafi bir konuma sahiptir. Abant İzzet Baysal Üniversitesi Arkeoloji Bölümü, yeni projeler geliştirerek hem ülkemizdeki hem de bölgedeki arkeolojik çalışmalara katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.


Abant İzzet Baysal Üniversitesi - Fen Edebiyat Fakültesi © 2017 Sayfa Başı